| Nükleere Hayır!!! |
|
|
|
| Çarşamba, 10 Ekim 2007 | ||||||||||||||||||||
![]() Karadeniz hala daha radyasyonun etkilerini taşırken ve 21 yıldır devletin kademeleri bu vahşete kayıtsız kalmışken bugün gelinen nokta ise tamamıyla traji komik bir tutarsızlıktır... Enerji açığının %5 gibi komik bir rakamını karşılayacak olan ve pahalı bir teknelojinin ürünü olan nükleer santral kurulumu tekrar gündeme alınmış bulunuyor AKP hükümeti tarafından.Tasarı tekrar meclise sunulmak üzere raftan indirildi.. Ve ardı sıra söylenen ihale söylemiyle halkın can sağlığı hiçe sayılarak vur patlasın çal oynasın hesabıyla özelleştirmelerin ardı arkası kesilmiyor... Özelleştirmelerden nasibini alan derelerimizden sonra bu kezde bölge insanının sağlığı nasibini alacak...Bu bir politika değildir bu bir vahşettir bu bir insanlık ayıbıdır.. 21 yıl önce Patlak veren çernobil felaketinden sonra karadeniz bölgesinde hayata veda edenlerin %49,8 gibi bir rakamı kanser yüzünden hayata veda etmiştir.Çayda radyasyon yoktur dediler halkın gözü önünde çay içtiler, halkı kandırdılar(ne komiktirki bu budala insan kanserden öldü) Çayda radyasyon yoktur fakat dışa satımı yasakladık dediler fakat bölge insanı hep ikinci planda kaldı... Karadenizde kanser abartılıyor dediler istatistikleri görünce haberimiz yoktur dediler... Ve şimdi bu duyarsızlık tekrar gündemde sağlığımız tekrar özelleştirmelerde.... NÜKLEERE HAYIR LAN!!! BAŞKA BİR ENERJİ MÜMKÜN!!! # Uludağ Üniversitesi Öğrenci İnisiyatifi#
Kazanın, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ve devlet eliyle 'hasıraltı edildiği' savunulan etkileri, bugün bile sıcak bir tartışma konusu olmayı sürdürüyor. Çernobil faciasının üzerinden 20 yıl geçti ancak Karadeniz Bölgesi'nde ortaya çıkan kanser vakalarına paralel olarak tartışmaların dozu da yükseliyor. TAEK, 'nükleer enerjiyi aklamak için elindeki verileri kasıtlı olarak çarpıtlamak'la suçlanıyor. TAEK NELER YAPTI? TAEK verilerine göre, Türkiye'de kazanın ilk etkileri 30 nisan 1986'da Trakya bölgesi ve Karadeniz kıyılarında çevresel doğal radyasyon düzeyindeki yükselmeler ile gözlendi. Bölgenin normal şartlarda 8-10 mikro röntgen / saat olan doğal radyasyon düzeyi 4-5 mayıs günleri 30-50 mikro röntgen/saat düzeyine ulaştı. En yüksek radyasyon düzeyi 150 mikro röntgen/saat olarak Batı Karadeniz kıyısındaki Karasu'da ölçüldü. Bu saptamanın ardından TAEK radyasyon ölçüm programı başlattı. Program çerçevesinde ülke genelinde çevresel örneklerin ve besin maddelerindeki radyoizotopların analizleri yapıldı, et, süt ve mamulleri, sebze ve meyveler, baharatlar denetim altına alındı. TAEK, radyasyondan etkilenen bölgelerde üretilen süt haricindeki tüm gıdaların Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) limitlerinin altında radyoaktivite içerdiğini açıkladı. I-131 ile kontamine olmuş sütler ise tüm Avrupa ülkelerinde olduğu gibi peynir yapılarak I-131 tamamen yok oluncaya kadar bekletildi. (I-131, iyot atomunun radyoaktif şekli. Bu atom, diğer radyoaktif maddeler gibi devamlı olarak parçalanarak çevreye radyasyon yayıyor. İyot-131'in yarı ömrü 8 gün.) Ayrıca mera hayvanlarının taze otla beslenmeleri engellendi ve saman, suni yem gibi gıdalarla beslenmeleri sağlandı. TAEK, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde üretilen fındıklarda sıfırdan başlayarak AET ve Dünya Sağlık Örgütü sınırları civarında radyoaktivite tespit edildiğini belirtti. Düşük miktarda fındıkta ise bu sınırın aşıldığı belirlendi. "Çayları imha edin" denilen rapor görmezden gelindi TAEK, 1987 yılından itibaren ölçüm sonuçlarının hızla düşerek doğal düzeylere indiğini, Karadeniz'deki radyoaktivite seviyelerinin insan sağlığı, ekosistem ve çevre güvenliği açısından bir risk oluşturmadığını savundu. Ancak aynı dönemde Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden (ODTÜ) bilim adamlarının yaptığı bir araştırmada 'çayların imha edilmesi gerektiği' uyarısı yapıldı. Zira bilim adamları çayda kilogram başına 10 bin ton bekörel oranında radyasyon tespit etmişti. DEVLETİN KONUYA BAKIŞI Bu rapor dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral başkanlığında kurulan Türkiye Radyasyon Güvenliği Komitesi'ne (TRGK) sunuldu. Ancak Komite'de yer alan TAEK Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre 'ölçümlerin hatalı, çayların temiz' olduğunu savundu. Bunun üzerine Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, 14 ağustos 1986’da YÖK’e yolladığı bir mektupla TRGK’nın bilgisi dışında radyasyonla ilgili yapılacak tüm yayınlara yasak getirdi. Mektup 28 ağustosta tüm üniversitelere gönderildi. Bakan Aral: "Biraz radyasyon iyidir" Radyasyonun etkileriyle ilgili yayınlara yasak getirilirken, halkı 'rahatlatma' kampanyası başlatıldı. Bakan Aral TV'ye çıkarak canlı yayında çay içti. Aral'ın akıllara kazınan bu görüntülerine "biraz radyasyon iyidir" sözleri eşlik etti. Aral gazetelere verdiği demeçlerde de, ”dininize, imanınıza inandığınız gibi biliniz ki, Türkiye’de kesinlikle böyle bir tehlike mevcut değildir” diyordu. Özal: "Radyoaktif çay daha lezzetli" Dönemin Başbakanı Turgut Özal "radyoaktif çay daha lezzetlidir" diyerek basına poz verirken, Cumhurbaşkanı Kenan Evren "radyasyon kemiklere yararlıdır" diyordu. GİZLİ 'CLARKE RAPORU' 13-22 haziran 1986 arasında Hamburg Üniversitesi ile ABD’deki Woods Hole Oceanography Enstitüsü’nden ikişer bilim adamı, Karadeniz’de inceleme yapmak için Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü araştırma ekibine katıldı. Daha sonra 'Clarke Raporu' olarak anılacak araştırmanın sonuçları şöyleydi: “Karadeniz’deki yeni sediman kapanının atıldığı alanda, sudaki Çernobil sezyum izotop düzeyleri bomba döküntüsü düzeyinden yaklaşık iki kat yüksektir. Suda, filtre edilebilen parçacıklarda ve planktonlarda (sudaki tek hücreli canlılar) doğrudan ölçülebilecek izotoplar, Sezyum-137, Sezyum-134, Rutenyum-103, Rutenyum-106, Seryum-141, Seryum-144, Baryum-140, Tantanum-140, Zirkonyum-95 ve Niyobyum-95’tir" dedi. Bu sonuçlar 'gizlidir" damgalı bir mektupla yetkililere iletildi. Çaylarda ölçüm sekiz ay sonra yapıldı 16 aralık 1986’da Çaykur Genel Müdürlüğü, çay paketleme tesislerinde 1985 ve 1986 yıllarına ait çaylarda ölçüm yaptı. TAEK çayın 89.000 Bqkg’a kadar radyasyon içerdiğini itiraf etti. 30 aralık 1986'da TAEK 58 bin ton radyoaktif (12.500-89.000 Bq/kg) çayın gömülerek imha edilmesine karar verdi. Bu karar ancak 19 ocak 1988 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı ve yürürlüğe girdi. 17 eylül 1986’da Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Doğu Karadeniz Bölgesi’nden gelen tüm fındıkların Fiskobirlik tarafından satın alınacağı ve bölgeden dışarıya çıkarılmayacağını bildirdi. Ancak fındık yasağı daha sonra kaldırıldı. 22 kasım 1986’da Almanya'ya gönderilen 320 bin mark değerindeki 40 ton iç fındık yüksek düzeyde radyasyon yüklü olduğu gerekçesiyle geri çevrildi. Bu arada kazadan önemli ölçüde etkilenen Dinyeper ve Tuna nehirleri de Karadeniz'e akıyordu. ODTÜ yine uyardı: "Çayları imha edin" 16 ocak 1987’de ODTÜ Kimya Bölümü’nden Dr. Olcay Birgül ve Dr. İnci Gökmen ve Biyoloji Bölümü’nden Dr. Aykut Kence, Fen ve Edebiyat Fakültesi Dekanı’na 'Çayda Radyoaktivite Ölçümleri' adlı bir rapor sundu. Söz konusu rapor, vatandaşlar tarafından üniversiteye getirilen çaylarda yapılan ölçümleri içeriyordu. Zira zamanın Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in çayının bile bu laboratuvarlarda ölçümleri yapılmıştı. Raporda şöyle deniliyordu: “1985 tarihli bazı Çay Çiçeği paketleri yüksek radyoaktivite göstermiştir. Çaydan suya geçen Cs yüzdesi halka bildirilen yüzde 3’ten çok daha yüksek olup, yüzde 65’tir. Günde 5 bardak çay içen bir kişi yıllık 65-105 mrem’lik bir doz alacaktır. Yılda 105 mrem’lik bir doz almak ise ICRP 1990’da tavsiye edilen sınırın üzerindedir. Radyasyonun eşik dozu yoktur ve maruz kalınan radyasyonu en aza indirmek için her türlü önlem alınmalıdır." Rapordaki önemli noktalar şöyleydi: Raporu yazan bilim adamları, Radyasyon Güvenliği Komitesi’nin üniversitelere uyguladığı radyasyon ölçümleri ve açıklamaları yasağının kaldırılmasını istedi. Bilim adamları 1988’de Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Ödülü’ne layık görüldü. Rapora yanıt: "Adi ve pespaye bir gayeye vasıta kılmak gayretkeşliği" 27 ocak 1987’de de Hürriyet gazetesi "Çayda Yeni Alarm, Başbakanlığın Yasakladığı ODTÜ Raporunu Yayınlıyoruz" başlığıyla çıktı. Bunun üzerine TAEK Başkanı Özemre, ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Gönlübol’a bir mektup yolladı: “... Çernobil kazasından sonra Türkiye’de kişi başına 9 ayda alınan doz 22 milirem’dir. Bu da bir göğüs röntgeni çektirildiğinde alınan doz kadardır... Bilimsellik kisvesi altında, bilimi kamuoyunu tedirgin etmeye alet etmek gibi adi ve pespaye bir gayeye vasıta kılmak gayretkeşliği, hamile kadınlarda panik yaratabilecek ve pek çok bebeğin doğmadan katline vesile teşkil edebilecektir. Bu davranış, bu raporu kaleme almış sözde bilim adamlarına şeref vermediği gibi ODTÜ için de fevkalade büyük bir talihsizlik teşkil etmektedir... ODTÜ gibi ülkenin irfanına hizmet eden bir müessesenin manevi itibarını zedeleyen bu kabil suiniyet sahibi kişilerin ODTÜ bünyesinde barınabilmiş olmasını derin bir üzüntüyle karşılamakta olduğumuza inanmanızı saygılarımla istirham ederim.” Bir başka profesörden uyarı: "Çaylar yokedilsin" 24 şubat 1987’de bu kez Karadeniz Üniversitesi Nükleer Fizik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Adil Gedikoğlu, Bakan Aral'a çalışmasını sundu. Raporda Türkiye’deki tarım ürünlerinin bir çoğunun Çernobil kazasından sonra az çok radyoaktivite ile kirlenmiş olduğu, radyasyonun eşik dozu olmadığına göre Türkiye’de çaydan alınan radyasyonun günde 5 bardak çay içen biri için fazla olduğu, 1987 ürünü çayda radyoaktivite olmadığı, bu nedenle 1986 ürünü çayın toplatılıp yok edilmesi öneriliyordu. TAEK, ölçümlerin yanlış yapıldığını belirtti. 31 martta Prof. Dr. Gedikoğlu bir kez daha Aral’a yazdı. Doz hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, raporu düzelttiğini belirten Gedikoğlu bu kez, “bulunan doz paniğe yol açacak düzeyde değildir” diyordu. Gedikoğlu ayrıca, radyoaktiviteyle kirlenmiş çayın yok edilmesi gereğinden de söz etmiyordu. Bakan'dan yıllar sonra gelen itiraf: "Gizledik" Bakan Aral, 1992'de özel bir söyleşi sırasında şöyle dedi: “Hükümet gerçekten de Çernobil’in Türkiye üzerindeki etkileri konusundaki gerçekleri ve rakamları gizlemiştir.” ÜNİVERSİTE RAPORLARI: "ETKİ AZ/YOK" 5 ocak 1993'te YÖK, tıp fakültelerine mektup yazarak Çernobil’in sağlık etkilerini bildirmelerini istedi. Üniversitelerden gelen sonuçlar şöyleydi: Hacettepe Üniversitesi: “Ukrayna’da kazayı takip eden beş yıl içinde kanser vakalarında anlamlı bir artış olmamıştır. Türkiye’de Çernobil’e bağlı olarak Karadeniz bölgesinde çocukluk çağı kanserleri ya da herhangi bir genetik hastalıkta anlamlı bir artış yoktur. Gelecek 50 yıl için çocuklarımızı kötü beslenme ve enfeksiyon gibi radyasyondan daha önemli tehlikeler beklemektedir. Bunun yanında sigara içen bir annenin veya babanın kendilerine çocuklarına ve çevrelerine verebilecekleri zarar Çernobil sonucu oluşan riske göre kıyaslanamıyacak kadar yüksektir.” Karadeniz Teknik Üniversitesi: "Doğu Karadeniz bölgesinde Çernobil reaktör kazasına bağlı olarak radyoaktiviteye maruz kalanlarda kanser veya doğumsal anomalilerdeki rakamsal artış sadece radyoaktiviteye bağlanamaz. Yetersiz hijyenik şartlar, yeni doğan çocuk ölümü sebepleri, yetersiz beslenme, trafik kargaşası, çevre kirliliği sorunları ile yakın akraba evlilikleri ve bölgenin jeo-lojik yapısı bölgeyi radyasyondan daha önemli tehlikelerle karşı karşıya getirmektedir. Ayrıca Doğu Karadeniz halkının bu konuda yeterli bilimsel çalışma sonuçları alınmadan paniğe sokulmasına sebep olacak durumların yaratılmamasına dikkat edilmesi gerekir.” Trakya Üniversitesi: "Kaza günü ve takip eden günlerde yöre yaşayanlarında radyoaktif iyot ölçümleri yapıldı. Radyoaktivitede önemli bir artış olmadı. Toprakta süt ve benzer ürünlerde bir radyasyon artışı olmuştur. Çocuklarda ve yetişkinlerdeki hematolojik kanser vakalarında artış yoktur, tiroit kanserlerinde artış yoktur." 1994 tarihli ODTÜ raporu: "Radyoaktif madde oranı 1986'dan yüksek" Çernobil felaketinden sekiz yıl sonra, 1994'te, ODTÜ Kimya Bölümü’nden İnci G. Gökmen, M. Akgöz ve A. Gökmen 'Türkiye’nin Karadeniz Kıyılarında Çernobil Radyoakivitesi' adlı bir rapor daha hazırladı. Rapor, TÜBİTAK ve ODTÜ araştırma fonu tarafından da desteklendi. Raporda 1994’teki 1, 8 ve 9 numaralı istasyonlardaki sezyum aktivitesinin 1986’da TAEK tarafından yapılan ölçümden daha yüksek olduğu belirtiliyordu. SUÇLAMALAR Kazanın üzerinden 20 yıl geçti ancak başta TAEK olmak üzere, dönemin tüm yetkilileri 'nükleer enerjiyi aklamak için ellerindeki verileri kasıtlı olarak çarpıtlamak'la suçlanıyor. Bağımsız araştırmaların engellenmesi ve bugün Karadeniz’de artan kanser vakalarını açıklayabilecek raporlama yöntemlerinin hayata geçirilmemesi suçlamaların odak noktasını oluşturuyor. Bu suçlamaları yönelten bilim adamları, kanser vakalarının ortaya çıkmasının 15 - 20 yıllık bir süre alabileceğini, bu geçekten yola çıkılarak o dönemdeki vakaların kayıt altına alınmamış olmasının 'kasıtlı' ve 'bilimsellikten uzak' olduğunu belirtiyor. Vakaların kayıt altına alınmaması istatistiksel karşılaştırma yapmak ve buradan kesin ve bilimsel bir sonuca varmayı imkansız hale getiriyor. Faciadan hemen sonraki ODTÜ raporuna imza atan isimlerden Prof. Dr. İnci Gökmen, "o tarihte radyoaktiviteyle kirlenmiş çaylar içilmeyip imha edilse alınan radyasyon dozu alınmayacaktı. Çay demlenmeden önce bir kez sıcak suyla yıkansa bile alınan doz yarıya inecekti. Ancak bizlerin uyarılarına karşın bu yolda hiçbir önlem alınmamıştır. Üniversiteler de bu konuda araştırma ve ölçüm yapmamaları için YÖK'ün yolladığı yazıyla engellenmiştir" diyor. TALEPLER Çernobil'in Karadeniz'deki Etkilerini Araştırma Komitesi Başkanı ve Trabzon Dernekler Birliği Başkan Yardımcısı Hüseyin Ayaz'ın 2005 yılında Karadeniz Bölgesi'ndeki resmi hasta kayıtlarına dayanarak verdiği bilgilere göre: Karadenizlilerin talepleri ise şöyle: TAEK: "Türkiye çok talihli" Günümüzde TAEK'in tavrı aynı çizgide sürüyor. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Okay Çakıroğlu, "kazadan en fazla Ukrayna, İsveç ve Finlandiya etkilendi. Potansiyel zarar görme açısından Türkiye 16'ncı sırada. Bu bakımdan ülkemiz çok talihli konumda" diyor. Günümüze dek 200 bin sayfalık arşivlerin elektronik ortama taşındığını belirten TAEK, radyasyonun yoğun olduğu bölgelerde yapılan ölçümlerde hiçbir vatandaşın vücudunda radyoaktif kalıntıya rastlanmadığının altını çiziyor. Oysa iddialar öyle değil. Özellikle Doğu Karadeniz'den yansıyan rakamlar da bölgedeki kanser vakalarındaki artışın boyutlarını gözler önüne seriyor. Bunun yanı sıra devletin Karadeniz Bölgesi’nde gömdüğü 58 bin ton radyasyonlu çayın daha sonra iç pazara sürüldüğü ve diğer çaylarla harmanlanarak azar azar tüketildiği, radyasyonlu fındıkların askeriyede ve ilkokullarda dağıtıldığı iddiaları bölge halkının kaygılarına zemin oluşturuyor. Çernobil etkilerinin aslında halen devam ettiğini, yani tamamlanmış bir süreç olmadığını belirtiyor. Çünkü radyoaktif atıkların bazıları toprakta ne yazık ki, 300 yıla kadar varlığını devam ettiriyor. 28.09.2007 Cumhuriyet / Bilim Teknik Çernobil’e çelik örtü 1986’da dünyanın en büyük nükleer kazasının yaşandığı, Ukrayna’daki Çernobil santralinin üzerine çelik duvar örülecek. 17.09.2007 Ntvmsnbc Çernobil akciğer zarı kanserini artırdı Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görevli Prof. Dr. Bülent Arman, 'Çernobil'deki sızıntının ardından geçen 15-20 sene sonra bütün Karadeniz ve oradan göç edenlerde akciğer kanseri ve akciğer zarı kanseri patlaması var' dedi. 13.09.2007 Cnn Türk Nükleer felaketin kurbanları anıldı Ukrayna'da, dünyanın en büyük nükleer kazası olan Çernobil'deki nükleer reaktörün patlamasının 21'inci yıldönümünde anma töreni düzenlendi. 26.04.2007 Cnn Türk Volkan Konak'tan Çernobil raporu Karadeniz bölgesine kanser tarama merkezi açılmasını istediğini belirten Konak, 'Aksi takdirde yakalarını bırakmayacağım' diye konuştu. 25.11.2006 Hürriyet Rize’de Çernobil radyasyonuna rastlandı Rize Sempozyumu için il ve ilçelerdeki doğal radyasyonu düzeyini araştıran ekibin yaptığı bilimsel ölçümlerde, Rize'nin değişik bölgelerinde, değişik oranlarda, Çernobilden kaynaklanan serpintilerin neden olduğu radyoaktif maddeye rastlandı. 17.11.2006 Hürriyet Çernobil'den 100 bin Türk 'azıcık' etkilenmiş Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun (TAEK), Çernobil'in ardından 1988'de hazırladığı rapora göre Türk halkının, kaza sonucu aldığı radyasyon dozu, doğal radyasyon dozuna nazaran oldukça küçük. 02.10.2006 Radikal Çernobil tüm Türkiye’yi etkiledi Kanser ve Kanser Risk Faktörleri Araştırması'nı değerlendiren nükleer teknoloji uzmanı Doç. Dr. Tanay Sıdkı Uyar, 'Çernobil Türkiye’de yoktur diye yalan söylüyorlar' dedi. 29.08.2006 Ntvmsnbc Faciadan yirmi yıl sonra Radyoaktif ışınlanma ve kirlenmeye maruz kalmış insanların genetik yapısı ile kendilerinden gelecek kuşaklara geçecek genetik miras konusunda da çok büyük endişeler var. 18.08.2006 Dünya / Fuat Tekçe 'Çernobilzedeler' ilk raundu kazandı Nükleer facia döneminde hükümetin yeteri kadar bilgi vermediğini ve yanlış açıklama yaptığını söyleyen kanser hastaları soruşturma açtırdı. 31.05.2006 Sabah Çernobil faciasının 20. yılında kurbanlar anılıyor Ellerinde şamdanlar ve karanfiller bulunan yüzlerce kişi, Ukrayna'nın Çernobil Santrali yakınlarında bulunan Slavouitch kentinin meydanında, tarihin en kötü nükleer faciasının 20'nci yılı nedeniyle toplandı. 26.04.2006 Hürriyet Çernobil'den sonra... Çernobil faciasının üzerinden tam 20 yıl geçti, ama etkileri hala sürüyor. 26 Nisan 1986’da dönemin Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nde olanlar sadece Çernobil ve çevresindeki insanlara hayatı zehir etmekle kalmadı, 26.04.2006 Dw-World.de Etkiler 'hasıraltı' edildi mi? Çernobil faciası sonrası radyoaktif madde taşıyan bulutlar Avrupa ülkelerinin yanı sıra Türkiye'ye de ulaştı. 25.04.2006 Cnn Türk 26 Nisan 1986 Çernobil Nükleer Santralı felaketinin 20. yıldönümü Çernobil, teknolojinin neden olabildiği bir felaketin örneğidir 25.04.2006 Milliyet Çernobil unutulmadı 1986 yılında 25 Nisan’ı 26’sına bağlayan gece nükleer enerji tesislerinde yaşanabilecek en büyük kaza Çernobil’de yaşandı. 25.04.2006 Dw-World.de Nükleer enerjinin korkunç yüzü Dünya nükleer enerjinin korkunç yüzüyle 1986 nisanının sonlarında tanıştı. 25.04.2006 Cnn Türk Çernobil'in arka bahçesinde Çernobil nükleer santralındaki dört reaktörden birisi, bundan 20 yıl önce, 26 Nisan Cumartesi günü yerel saatle 01.23'te patladı. 25.04.2006 Bbc / Türkçe Çernobil'in karanlık gölgesi Çernobil'de binlerce kilometrelik bir alanı radyasyona boğan dehşet verici nükleer patlamanın üzerinden 20 yıl geçti ancak felaket sona ermedi. 22.04.2006 nationalgeographic.com.tr 'Çernobil bilançosu şişiriliyor' 20 yıl önce Çernobil nükleer santralında meydana gelen kazanın etkileri, uluslararası uzmanlar arasında tartışma yarattı. 19.04.2006 Bbc / Türkçe 'Sonuçlar yeniden araştırılsın' Avrupa Parlamentosu (AP) Yeşiller Grubu Çernobil kazasının sonuçlarının yeniden araştırılmasını istedi. 19.04.2006 Cnn Türk Çernobil felaketi sanılandan daha büyük Uluslararası Atom Enerji Kurumu’nun Çernobil felaketine ilişkin verilerini yalanlayan uluslararası çevre örgütü Greenpeace, çok daha fazla kişinin felaketten etkilendiğini ve kanser hastalığına yakalandığını bildirdi… 18.04.2006 Dw-World.de 'Çernobil 100 bin ölüm getirecek' Çevre örgütü Greenpeace, 20 yıl önce Ukrayna'daki Çernobil nükleer santralinde meydana gelen kazanın sonucu olarak yıllar içinde 100 bin kişinin kanserden ölebileceği tahmininde bulundu. 18.04.2006 Bbc / Türkçe Çernobil bitmemiş Britanya Sağlık Bakanlığı, bir soru üzerine açıkladı: 20 yıl önce, yaklaşık 24 bin kilometre uzaklıkta meydana gelen Çernobil faciasının etkileri hâlâ sürüyor... 15.03.2006 Radikal Araştırma sürüyor, ama bakan emin Çernobil kazasının Karadeniz'e etkisini gösteren araştırma 2006'da yayımlanacak olmasına rağmen, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, bu olayla bölgedeki kanser vakaları arasında doğrudan bir bağ olmadığını iddia etti. 12.12.2005 Cnn Türk 19 yıl sonra Çernobil incelemesi Türkiye, aradan 19 yıl geçtikten sonra Çernobil nükleer santralindeki patlamanın gıda ürünleri üzerindeki etkilerini araştırmaya başlıyor. 22.11.2005 Cnn Türk Çernobil Forumu’na göre ölü sayısı 4000 Bugüne kadar gerçekleştirilen en kapsamlı araştırma sonucuna göre 1986 yılında Çernobil’deki nükleer reaktör kazasıyla meydana gelen ışın bulutu yüzünden 4000 kişi yaşamını yitirmiş. 17.09.2005 Hürriyet / Bilim Çernobil 'az zararlıymış' BM yetkilileri, 'Çernobil'in etkisi sanılandan hafif' diye bir rapor hazırladı, çevreci örgütler ateş püskürdü, Utanç verici bir örtbas! 07.09.2005 Radikal BM Çernobil Raporu’nu açıkladı Dünyanın en büyük nükleer felaketi olarak gösterilen Çernobil faciasının üzerinden, 20 yıl geçti. Hem kazanın olduğu bölgede, hem de komşu ülkelerde, Çernobil faciası hala, kanser vakalarının sorumlusu olarak gösteriliyor. 05.09.2005 Ntvmsnbc Çernobil'den kalma zehir Alman Radyoaktiviteye Karşı Korunma Dairesi, Çernobil faciasının üzerinden 19 yıl geçmesine rağmen, 25.08.2005 Radikal Türk diplomatlara Çernobil taraması Dışişleri Bakanlığı, Rusya, Ukrayna, Moldavya, Belarus'ta görev yapan personelinde Çernobil Nükleer Santralı kazasından sonra herhangi bir rahatsızlık bulunup bulunmadığını kontrol için çalışma başlattı. 08.08.2005 Akşam Kanser, Çernobil yağmurlarıyla geldi Karadeniz, 'Çernobil etkisi teorisi' ve kanser endişesi ile çırpınıyor. 01.08.2005 Milliyet ...ya Çernobil'den değilse! Karadeniz'de artan kanserin nedeni Çernobil mi? Peki ya, zehirli variller, termik santral, çöp dağları, sanayi atıkları, tütünün ve bahçelerde kullanılan tonlarca gübrenin kanserojen etkisi, kıyı boyunca yol açmak uğruna yeşilin yok edilmesi?.. 23.07.2005 Radikal / Hakan ADANIR Karadeniz'li Soruyor,Acaba Kansermiyim? Karadeniz’in çocukları olarak tanımadıkları kanser hastalığından ölmek istemediklerini söyledi. 11.07.2005 Milliyet Çernobil'den Küba'ya... Çernobil patladığında çoğu daha doğmamıştı. Şimdi kanserle savaşıyorlar. Küba hükümeti de 15 yıldır onları ücretsiz tedavi ediyor. Küba'da tedavi gören Ukraynalı sayısı 18 bini geçti 05.07.2005 Radikal Çernobil'in etkisi 15-19 yıl sonra ortaya çıkıyor Ukrayna'da 1986 yılında, Çernobil Nükleer Santrali'nde meydana gelen kaza bugüne kadar binlerce kişinin kanserden ölümüne neden oldu 03.07.2005 Vatan Çernobil faciasında gerçekleri gizleyenlere dava açacağım Kanser hastalığı nedeniyle tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi'nde 25 Haziran'da hayatını kaybeden sanatçı Kazım Koyuncu'nun babası Cavit Koyuncu, 'Çernobil faciasında gerçekleri gizleyip televizyonda çay içenlere dava açacağım'dedi. 28.06.2005 Star Çernobil tartışması TAEK Başkanı Çakıroğlu , Çernobil kazası sonrası Türkiye'de kimsenin vücudunda radyoaktif kalıntıya ya da genetik bozulmaya rastlanmadı 25.06.2005 Radikal 2. Çernobil uyarısı Rus bilim adamı Yablokov, Çernobil'de, tarihin en büyük felaketine yol açan reaktörü çevreleyen beton korumadan radyasyon sızdığını iddia etti 29.04.2005 milliyet Çernobil faciasının 19’uncu yıldönümü Nükleer santral idaresinden yapılan açıklamada, ‘Ukrayna’nın onuru kabul edilen Çernobil santralı, insanın yol açtığı en büyük felaketin sembolü oldu’ denildi. 27.04.2005 Hürriyet Çernobilzede çocuklara Küba şefkati Küba, Çernobil faciasında zarar gören ve hastalanan Ukraynalı çocuklara 15 yıldır yardım ediyor. 30.03.2005 Ntvmsnbc Çernobil Felaketinin Ardından Nükleer Santralin enkazı, artık etrafa korku ve tehlike saçmayacak. 19.02.2005 TRT İlk kez bir Çernobil çalışanının ağzından nükleer kaza Aleksandr Yuvçenko, Çernobil Nükleer Santralı 26 Nisan 1986 tarihinde patladığı gece 4 numaralı reaktörde görevliydi. Yuvçenko, o gece hayatta kalabilen çok az sayıda görevliden biri. 04.10.2004 Hürriyet Bilim Çernobil’in ‘kanser bilançosu’ araştırılacak Türkiye 18 yıl sonra Çernobil felaketinin Türk insanı üzerindeki “kanser bilançosunu” araştıracak. 20.05.2004 ntvmsnbc 'Çernobil vurdu' Çernobil nükleer santralındaki kazanın ardından geçen 18 yıl içinde, Ordu'da kanser vakalarının katlandığı tespit edildi. 02.05.2004 Radikal Çernobil için 85 milyon dolarlık fon Çernobil faciasının üzerinden 16 yılı aşkın bir süre geçti, ancak santraldeki nükleer sızıntı tehlikesi hala devam ediyor 12.07.2003 ntvmsnbc Çernobil radyasyon sızdırıyor Çernobil faciasının üzerinden 16 yıl geçti. Ancak Ukrayna’daki Çernobil Santrali alınan tüm önlemlere karşın hala radyasyon sızdırıyor. 30.04.2002 ntvmsnbc ÇERNOBİL ağa takıldı Marmara ve Boğaz’daki balık ve midyelerde, Çernobil sonrası ortaya çıkan son derece tehlikeli radyoaktif maddelere rastlandı! 06.01.2001 milliyet Çernobil’den ürkütücü rakamlar 3 milyon çocuğun tedavi görmesi gerekiyor 15.12.2000 ntvmsnbc Zaman içinde Çernobil Ukrayna’nın beş nükleer istasyonundan biri olan Çernobil’in tarihi 1970’lere dayanıyor.Çernobil Nükleer Santrali, Ukrayna’da elektrik enerjisinin yaklaşık yüzde sekizini üretiyordu. 15.12.2000 ntvmsnbc Çernobil devri bitti 14 yıl önce dünyanın en büyük nükleer kazasına sebep olan Çernobil, bugün kapatıldı. 15.12.2000 ntvmsnbc Çernobil kurbanları ayaklandı Çernobil kurbanları protesto gösterisi düzenledi 03.12.2000 turkport İkinci Çernobil kapıda Çernobil felaketinin üzerinden geçen 13 yıl aradan sonra eski doğu bloku ülkelerindeki nükleer santrallarda neler olup bittiğini görmeye giden ABD'li gazeteciler, ikinci bir Çernobil faciasının kapıda olduğunu öne sürdüler. 15.10.1999 Hürriyet Çernobil hálá öldürüyor Kazadan sonra nükleer santralı temizlemekle görevli 4365 personelin hepsi, radyoaktiviteye bağlı hastalıklardan öldü. 25.04.1999 Hürriyet Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 731
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Powered by tsira Special Edition v.1.4.6 |
||||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
![]() | 723 Kayıtlı Üye |
![]() | 5 Bugün |
![]() | 19 Bu hafta |
![]() | 37 Bu ay |
![]() | En Yeni: Şaman |





kez ziyaret edildi