Uludağ Üniversitesi Öğrenci İnisiyatifi Forumları > Kültürel kategori > Kültür-Sanat,Edebiyat (Moderatörler: tursil, unforgiven_67, karpow) > SEVGİ

Reklamlar
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: SEVGİ  (Okunma Sayısı 149 defa)
03 Ekim 2008 14:46:45
LOVE
U.Ü. üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 14


« : 03 Ekim 2008 14:46:45 »

SEVGİ

İnsanlara SEVGİ nedir? Diye sorduğumuzda, tam net bir yanıt alamıyoruz. Herkes kendince bir şeyler söylemeye çalışır. Kimisi, dokunmaktır, hissetmektir,sevmektir, anlamaktır, emektir, Aşk’tır v.s. diye cevap verirler. Bu kısmen doğru. Ama tam olarak yeterli değil.
Çocuklara sorduğunuzda ise onların cevapları daha net. SEVGİ HERŞEYDİR, derler. Genellikle.

İşte aradığımız şey bu. Gerçek olan tek şey. SEVGİ HERŞEYDİR.

Şarkılarda, türkülerde, şiirlerde söylenenlere bir bakınız….

Bu gördüğün şeyler gerçek değil…..
Bu dünya yalan dünya, diye….

İşte bu, görülmesi ve bilinmesi gereken…. DOĞRU.

O zaman gerçek olan ne diye sorarsak; Gerçek olan SEVGİ’dir.

Peki bu madem böyledir, bizler bunu niye göremiyoruz? Çocuklar hariç.
Çünkü gözümüze PERDE çekiyoruz. Bu yüzden hiçbirşeyi göremiyoruz. Göremediğimiz için de anlayamıyoruz. Bu perdeyi kaldırdığımızda her şeyi ( SEVGİYİ ) görebiliyoruz. Anlayabiliyoruz. Yapmamız gereken Perdeyi yırtmak, ortadan kaldırmak.

Bir örnek verelim.
Perdeli bir evde, perdeler çekilmiş vaziyette evde oturuyorsunuz. Dışarısını görebiliyor musunuz? HAYIR. Bu perdeyi açtığınız da ise görebilirsiniz.
Perdeyi açmadan da dışarının nasıl olduğunu kısmen söyleyebilirsiniz. Dışarıdaki araçlardan, evlerden, insanlardan, sokaklardan, dükkanlardan bahsedebilirsiniz…
Bu perdeyi yırtan insanlar; bunu görürler ve bize söylerler. Bizler bunu ya kabul ederiz ya da etmeyiz. Ama ne olursa olsun, gerçek orda durmaktadır. Tüm varlığı ile…

Her şey bir bütündür. Ayrılmazdır. Birleşiktir, ayni zamanda TEK ve BİR’dir.

Bu nasıl olabilir?

Bir kimyasal elementi düşünelim. Örneğin Hidrojen.
Hidrojen tek bir atomdan meydana gelir. Bu atomun proton ve nötronu vardır.
Oksijen de ve diğer elementlerde de öyle… Bu elementlerin atomlarında da proton ve nötronlar vardır. Hidrojen ve Oksijeni birleştirdiğinizde ( belli ölçülerde ) SU ortaya çıkar. Artık Hidrojen ve Oksijen yoktur. Su vardır.

SEVGİ de buna benzer.
Bir taş, kayayı. Kayalar dağları ovaları, nehirleri birleştirerek bir kıtayı, kıtalar ve denizler dünyayı. Dünya, yıldızlar vesaireler ile boşluk, Evreni. Sonuçta TEK ve BİR.

Tek ve Bir olan bu yapı, bilime göre EVREN, dine göre KAİNAT, Tanrıya göre ise kendisidir. Yani HERŞEY.
Sevgi her şeydir. Tanrı SEVGİDİR.
Ve her zaman bizimledir.
İçimizdedir, yanımızdadır, göktedir, yerdedir. O, HERYERDEDİR. Çünkü O, HERŞEYDİR.
O, Benim
O, Sensin
O, Biziz
O, Onlardır. TEK ve BİR
Hepimiz bir BÜTÜNÜZ. Bütünün parçalarıyız.

Tıpkı bir deniz gibi… Dalgalar veya su denizi ayrı kılmaz.

İşte SENLİK ve BENLİK meselesi de bundan ibarettir.

Bunu göremeyen bizler çırpınıp duruyoruz, didişiyoruz, kavga ediyoruz, öldürüyor ve ölüyoruz. Halbuki hepsi ayni…

Bu bir OYUN. Dönüp dönüp duruyoruz.

Ve…. NE yaparsak yapalım Bir BİREY olarak, Bir toplum, Bir ülke veya ülkeler olarak, hep kendimize yapıyoruz. ÇÜNKÜ AYNİYİZ. BİRİZ. Ama biz kendimizi farklı zannediyoruz.

Tıpkı şişirilmiş rengarenk, çeşitli şekillerdeki balonlar gibiyiz. Her birimiz farklı boy, renk, cinsiyet, ırk gibi kavramlarla bunu göremiyoruz. Yeşil renkli balon, sarı balon, küçük balon, büyük balon, yamulmuş yumulmuş balon, dolgun balon, şekilli balon v.s.

Halbuki onları dolduran şey ve kılıktan kılığa sokan şey, HAVA. Balonu patlattığımızda Hava, YOK OLURMU?

İnsanlarda diğer canlılarda ayni… Yani hiç bir şey yok olmaz. Bedenin ölümü gömlek değişimi gibidir. Balonlar gibi…

Dinde buna; Tanrıdan geldik Tanrıya gideceğiz der,
Bilimse; Var olan her şey enerjidir; enerjiden maddeye, maddeden enerjiye dönüşür şeklinde nitelendirir.
Yani ayni şey.

Enerji = Tanrı = SEVGİ = Evren = Hayat
(Tanrı için diğer adları da seçebilirsiniz. Yaradan, Allah v.s.)

Bu durum sonsuza dek böyle sürer gider.

İşte bizim dünyaya geliş amacımız budur. BUNU BULMAK.
Bunu bulduğumuz zaman TANRI ile BİR oluruz. Tanrı ile BİR olmak.
Bulamayanlar ( beden değişerek ) tekrar gelirler. Yeniden yaşam ( Reenkarnasyon ). Ve bunu bulana kadar devam ederler. Tıpkı denizdeki dalgaların gel – git’leri gibi… Farklı kimlikte, farklı yapıda…
 
Burada en önemli olan şey şu; Bunu bildiğinizde, tüm canlılara karşı ( ayni zamanda cansızlara) hoşgörülü, sevecen, lütüfkar ve saygılı olmak zorundasınız. Ters davranış veya davranışlar ( Hoş olmayanlar) sizi sonsuza dek ayni döngü içerisinde ( ki, hemen hemen hepimiz ayni yapı içindeyiz ) gidip gelmeler şeklinde kendimizi arayıp dururuz. Sevgiden yoksun olduğumuzu düşünür, ACI çekeriz. İçimiz öfke, nefret, kızgınlık, endişe, telaş ve korku dolar. Ve yaşam bizim için anlamsız olur. Halbuki SEVGİ hep içimizde. BİZİMLE.

Yaşamı anlamlı kılan, yaşamın kendisidir. Güzelliğidir.
Bunun anlamsızlığında olduğumuzda, kendi kendimizde ve çevremize karşı çatışma, kavga, şiddet ve savaş hakim olur. Kendimizi kaybederiz, çevremize de içimizdeki durumları ve davranışları sergileriz. Ortaya çıkan sonuç ETKİYE TEPKİ. Ve hoş olmayan şeyler.

Bunu kırmanın yolu AŞK’tır. GERÇEK AŞK’la.

SEVMEKLE; HERŞEYİ SEVMEKLE.

 Var olanı olduğu gibi sevmek. Ayırım yapmaksızın.

KOŞULSUZ.

İŞTE BU, SEVGİDİR. GERÇEK SEVGİ.

Kubilay Öğütveren
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Bu Sitedeki Ozel Mesajlar PmSpy 1.2.0 Ile Denetlenmektedir
Joomla Bridge by JoomlaHacks.com

DESİGN By tsira
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.174 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu