Uludağ Üniversitesi Öğrenci İnisiyatifi Forumları > Kültürel kategori > Kültür-Sanat,Edebiyat (Moderatörler: tursil, unforgiven_67, karpow) > cemil meriç

Reklamlar
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: cemil meriç  (Okunma Sayısı 173 defa)
27 Eylül 2007 18:55:25
babalarius
U.Ü. üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 87


barış için sawaşmak bekaret için sewişmeye benzer!


« : 27 Eylül 2007 18:55:25 »

yaşamı boyunca batıcılık, türkçülük, sosyalistlik, ümmetçilik ve doğuculuk gibi merhalelerden geçerek nihayet; "izm"leri, idrake giydirilen deli gömlekleri olan tanımlayan düşünce devi... "onlar sürü yavrum. zincirlerinden başka kaybedecek neleri var? karanlıktan geldiler, karanlığa gidiyorlar. ummandaki dalgalar gibi sayısız. tarihi yok bu sürünün. macerası yok. yıldızlara tırmanan merdivenden habersiz. yürüyen, esneyen, tepinen ve öğrendiği şeyleri tekrarlayan uzviyet. kafanın vecdinden habersiz. bu sarhoş karnaval alayını yıldızlar, yüzbinlerce yıldız, kayıtsız bakışlarıyla seyrediyor." diye yazabilmiş büyük insan.

en gerçekçi ve sert yazılarında bile gizli bir şiir, dahası büyük bir edebi lezzet ve özgün örnekler, eğretilemeler bulunur. dil devrimiyle, bir toplumun belleğinin ve geçmişe dair yazınsal bağının tahrip edildiği gibi aykırı görüşleri vardır. ömrünün (özellikle son döneminde) batı karşıtıdır...

"sensiz giden trenler, ufuklarda kaybolan birer ümit
nehir gibi akmıyor günler heraklit heraklit.
zaman masal kuşlarına benziyor
abûs, kocaman, sâkit.
ve geceleri
alnında dolaşır biteviye
kirli, soğuk pençeleri.
yıldızları söndürmüş fırtına,
batan gemidesin;
senden ne kalacak yarına!
kıyılardan imdat isteyen sesin." dizelerini okuduktan sonra, üstada daha fazla şiir yazmadığı için hayranca bir sitem duymamak elde değildir.

yapıtlarının bir nevi özeti ve kolajı niteliğindeki bu ulke'yle başlamak en iyisidir. bilgece ve ozanca anlatır düşüncelerini... hattâ yaşadığı trajedileri. (örneğin; şiiri, kıyıda köşede kalmış romanları, tarihi çarpıtan ya da gizleyen metinleri okuyup yazarkenki yıllar yılı süren çileli yolculuğunda bitap düşen gözlerini kaybedince başlamıştır asıl macerası. "ben görmedim paris'i.. paris evde yoktu.. ben rüyada gördüm paris'i, gülümsedi ve kayboldu. neden beni aramak için buralara kadar geldin diye sitem etti bakışları. promete kafdağı'na zincirlenmiş, ben hastaneye zincirliydim. paris'te hastaneye zincirli olmak. hastaneye ve karanlığa. reyhaniye'nin çamurlu sokaklarını, kerpiç kulübelerini ve maymun azmanı insanlarını, kötü yazılmış natüralist bir romanın esneten teferruatlarını okur gibi, yıllar yılı seyreden gözlerim, paris'te kapalıydılar."

lamia hanım'a yazdığı, cyrano de bergerac'ın roxanne'e ya da kafka'nın milena'ya gönderdiklerini solda sıfır bırakacak kadar damar aşk mektupları mutlaka okunasıdır...
Logged

hiç boşuna yalama beni
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Bu Sitedeki Ozel Mesajlar PmSpy 1.2.0 Ile Denetlenmektedir
Joomla Bridge by JoomlaHacks.com

DESİGN By tsira
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.42 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu