Uludağ Üniversitesi Öğrenci İnisiyatifi Forumları > Serbest Kürsü > Konu dışı (Moderatörler: tursil, karpow) > Somuncu Baba ve Emir Sultan

Reklamlar
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Somuncu Baba ve Emir Sultan  (Okunma Sayısı 100 defa)
02 Eylül 2007 00:00:38
unforgiven_67
Administrator
U.Ü. üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 453



« : 02 Eylül 2007 00:00:38 »

Türkistan'daki Buhara şehrinden yola çıkarak Mekke - Medine'yi dolaştıktan sonra 1389 yılında Bursa'ya yerleşen Muhammed Şemseddin, gösterdiği kerametlerle bir anda halkın sevgisini ve saygısını topladı.

Yıldırım Bayezıd'ın kızı Hundi Hatun'la evlenen Muhammed Şemseddin halk arasında Emir Sultan adıyla anılır oldu. O, halkı din yoluna çağırırken Padişah'ı da bazı konularda uyarıyor, O'na yardımcı oluyordu.

Bu arada, Emir Sultan'dan önce Bursa'ya gelip yerleşen ve her gün çarşıya gelip, "Somun var müminler, somun var!" diye ekmek satan bir ulu kişi daha vardı ama halk, "Somuncu Baba" dediği bu zatın kerametlerinden habersizdi.

Günlerden bir gün, Yıldırım Bayezıd'ın damadı Emir Sultan hazretleri, elindeki çömlekle birlikte bu zatın fırınına çıkageldi! Ekmeklerle birlikte çömlekteki yemeğin de pişirilmesini istiyordu.

Somuncu Baba, küreğin üzerine koyduğu çömleği fırına sürmeye çalıştı ama, nafile! O küçük çömlek fırına bir türlü girmiyordu!..

Somuncu Baba, geride durup seyreden Emir Sultan'ın yüzüne baktı ve yüzünde beliren tatlı bir tebessümle konuştu: "

- Anladım... Bu işi ancak sen başarabilirsin!"

Emir Sultan küreği aldı ve kolayca içeri sürmeyi başardı. Ama fırının içinde ateş yoktu ve soğuktu. Soran gözlerle ama tatlı bir tebessümle Somuncu Baba'ya baktı. Somuncu Baba yine aynı eda ile konuştu:

"- Bekle... Az sonra pişer!"

Karşılıklı gösterilen kerametlerden sonra iki ulu kişi birbirlerini tanıyıp dost olmuşlardı.

Yıldırım Bâyezîd Hân, Niğbolu zaferinden sonra Bursa'da Ulu Câmiyi yaptırmaya başladı.
Câminin inşası sırasında, çalışan işçilerin ekmek ihtiyacını Somuncu Baba temin etti.
Câminin yapılması bittikten sonra, bir Cumâ günü açılış merâsimi yapılacağı ilân edildi. O
gün başta Padişah Yıldırım Bâyezîd Hân, damadı büyük âlim ve velî Seyyid Emîr Sultan,
Molla Fenârî hazretleri, ulemâdan pek çok kimse ve Bursalılar Ulu Câmiyi doldurdular.
Yıldırım Bâyezîd Hân, câminin açılış hutbesini okumak üzere Emîr Sultan'a vazîfe
verdiğinde, Emîr Sultan; "Sultanım! Zamanın büyük âlimi burada iken, bizim hutbe
okumamız uygun değildir. Bu câmi-i şerîfin açılış hutbesini okumaya layık zât şu kimsedir."
diyerek, Somuncu Baba'yı gösterdi. "şöhret âfettir." hadîs-i şerîfini bildiği için, bundan
titizlikle kaçınan Somuncu Baba, Padişahın emri üzerine minbere doğru yürüdü. Emîr
Sultan'ın yanına gelince; "Ey Emîrim, niçin böyle yapıp beni ele verdiniz?" dedi. O da;

"Senden ileride bir kimse göremediğim için öyle yaptım." cevabını verdi. Cemâat hayret
ederek bu konuşmaları dinliyor, Somuncu Baba'nın hutbesini merakla bekliyordu. Minbere
çıkan Somuncu Baba, öyle bir hutbe irâd etti ki, o zamâna kadar Bursalılar öyle bir hutbeyi
hiç işitmemişlerdi. Bursalılar, bundan sonra Somuncu Baba'nın büyüklüğünü anladılar.
Somuncu Baba, hutbede; "Bazı âlimlerin, Fâtiha-i şerifinin tefsîrinde müşkülatı, anlayamadığı
kısımlar vardır. Onun için bu sûrenin tefsîrini yapalım." buyurarak, Fâtiha sûresinin, yirmi
ana ilim üzerine yedi türlü tefsîrini yaptı. Nice hikmetli sözler beyân eyledi. Herkes
hayretinden şaşırıp kaldı. Başta Molla Fenârî hazretleri; "Somuncu Baba, önce bizim Fâtiha
sûresinin tefsîrindeki müşkilimizi kerâmet göstererek halletti. Onun büyüklüğüne, bu yedi
çeşit tefsîr, âdil bir şâhiddir. Fâtiha'nın ilk tefsîrini cemâatin hepsi anladı. İkinci tefsîrini bir
kısmı anladı, üçüncü tefsîri anlayanlar çok az idi. Dördüncü ve sonrakileri anlayanlar
içimizde yok idi." demekten kendini alamadı. Cumâ namazından sonra bütün cemâat,
Somuncu Baba'nın elini öpmek, duasını almak istedi. Cemâatin bu arzusunu kıramayan
Somuncu Baba hazretleri, kapıda durdu. Ulu Câminin üç kapısından çıkan herkes; "Ben
Somuncu Baba'nın elini öpmekle şereflendim." diyordu. Somuncu Baba, yine kerâmet
göstererek, Allahü teâlânın izniyle her üç kapıda da aynı ânda bulunarak cemâate elini
öptürmüştü

Sırrı ortaya çıkınca Bursa'dan ayrıldı. Hacı Bayram Veli ile hacca gittiler. Ve Onun en kıymetli eseri Hacı Bayram Velidir. Sanki o bu büyük insanı yetiştirmek için yaşamıştır. Daha sonra Aksaray'a yerleşip orada 1412 senesinde vefat etti. İstanbul Fatihinin Hocası Akşemseddin'i yetiştiren Hacı Bayram Veli Hocasının görevini tamamlamış oldu. Bu silsileden pek çok padişah hocası çıkmıştır.

 
 
 
« Son Düzenleme: 02 Eylül 2007 00:06:56 Gönderen: unforgiven_67 » Logged

İstesem Bir Kadeh Rakıya Gömerdim Gözlerini
İstesem Ardıma Bakmadan Bırakıp Giderdim Seni
Ne Senden Gecebildim NeKadehlerden
Ben Seni Katıksız Sevdim Be Gülüm
Rakıya Su Kattığım Gibi Su Katmadım Sevdama
Beni Bilirsin ZalimSevdimmi Allahına Kadar Severim
Sildinmi Bir Kalemde Silerim
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Bu Sitedeki Ozel Mesajlar PmSpy 1.2.0 Ile Denetlenmektedir
Joomla Bridge by JoomlaHacks.com

DESİGN By tsira
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.665 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu