unforgiven iyi kopyalamışsın hoş yapıştırmışsın teşekkürler. şimdi yazdıklarına bakıyorum, kendi yazdığın kısımlar var sanırım o kısımlar kendini belli ediyor. orada söylediklerinin üzerine birkaç şey söyleyeceğim.
ermeni diasporası tartışmaların belgeler üzerinden yapılması vakti geldiğinde onu da yapmaktan kaçınmıyor. ama şöyle bir problem var, arşivlerinden çıkardıklarını söyledikleri bu belgeler, tahrip edilmiş ve üzerinde oynamalar yapılmış. bu yüzden biraz daha karıştırır okursan iki ülke arşivleri arasındaki aynı dönemlere dair belgelerdeki rakamsal farkı göreceksin. okulumuza gelen yabancı öğretim üyesi şöyle çarpıcı bir ifade kullandı konferansında, ingilizce söyledi ingilizcesini hatırlayamıyorum tam olarak, Türkçesi şöyle: "Herhangi bir yerleşim yerinde zamanla nüfusun büyümesini anlayabilirim; ama geçmişte yaşanan bir olayda ölen insan sayısının giderek artmasını kabullenemiyorum! diaspora sistematik bir biçimde belgeler üzerinde tahrifat yapmıştır, sayıları işlerine geldiği biçimde defalarca değiştirmiştir." anlatabiliyor muyum? bir tarafın ak dediğine diğer tarafın kara diyebilmesinin sebeplerinden biri budur.
bir de şu tarafından bakalım, ermenistan ile aramızdaki bu olay bir uluslararası anlaşmazlıktır. ermenistan'ın sözde soykırımı tanıtmaktan başka amaçları da vardır. kişisel görüşüm ermenistan, uluslararası kamuoyuna uzlaşmacı gözükmeye çalışıyor fakat saman altından anlaşmazlığın devamını istiyorlar. neden? çünkü Türkiye'nin AB üyelik süreci devam ediyor, tavizler veriyor Türkiye, Ermenistan bu anlaşmazlığı doğru rüzgarı arkasına alarak kendi lehine çözmek istiyor ve bunun zamanını kolluyor kanımca.
fransa'ya cezayir'i, abd'ye kızılderilileri, almanya'ya hitlerin yaptıklarını neden hatırlatmıyoruz?
artık biz gençlerin ve milletimizin uluslararası politika'nın çocuk oyuncağı olmadığını anlaması gerekiyor. elinizin ne kadar güçlüyse o kadar varsınızdır uluslararası politika alanında. hadi yukarda saydıklarımı o devletlere hatırlatsın resmi notalarla TC, sizce AB'ye üyelik süreci ne duruma gelir? şu anda bazı şeyler için onların kapısında bekleyen biziz. abd yanıbaşımızda, kuzey ırak'a ha dedin mi giremiyorsak abd varlığındandır. sarkozy'nin seçim sürecinde aldığı tavırlardan biri Türkiye'nin AB üyeliğine sıcak bakmayışı, adam bunu seçimlerde tavır olarak ortaya koyuyor. fransa'nın cezayir'de yaptıklarını kaşırsak o da bizim AB üyelik sürecini bir güzel kaşır ortada kaşıntı falan kalmaz

biraz uzun oldu belki kusura bakmayın ama demek istediğimi anlayabildiniz umarım. bizim amaçlarımızın araçları onların elindeyken
"gemileri yakmadan" kimseye bir şey hatırlatamayız.
Türkiye'nin sözde soykırım anlaşmazlığında yalnız ve pasif kalmasının nedenlerinden en önemlisi budur. tarihçilerimiz, öğretim görevlilerimiz ve bilim adamlarımız var güçleriyle daha fazla kanıt daha fazla araştırma için durmadan çalışıp akademik eserler ortaya koyuyorlar, biz uygun platformlarda onlarla tartışacak donanıma materyale sahibiz ama bazı şeyler devlet politikasını arkaya almadan olmuyor işte.