Uludağ Üniversitesi Öğrenci İnisiyatifi Forumları > Serbest Kürsü > Konu dışı (Moderatörler: tursil, karpow) > Ülkemizdeki tarihi ve turistik yerlerr...

Reklamlar
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ülkemizdeki tarihi ve turistik yerlerr...  (Okunma Sayısı 740 defa)
10 Şubat 2007 06:22:02
revolver
U.Ü. üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 394



« : 10 Şubat 2007 06:22:02 »

Ülkemiz gerçekten çok güzel..burda birbirimiz ile gidip görmek istediğimiz veya gidip gördüğümüz yerler hakkında fikir alışverişi yapabiliriz diye düşündüm...
Logged
10 Şubat 2007 06:30:23
revolver
U.Ü. üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 394



« Yanıtla #1 : 10 Şubat 2007 06:30:23 »

Hasankeyf tarihi ile
ilgili genel bilgiler

Hasankeyf’in ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu bilinmiyor.Ancak şehir ve etrafındaki binlerce mağara insanların buraya çağlar öncesinden yerleştiğini gösteriyor.

Hasankeyf, insanlığın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Mezapotamya bölgesinde yer almaktadır. Hem içinden Dicle nehrinin akıp gitmesi, korunmaya müsait coğrafi yapısı, mesken olarak kullanılan binlerce mağarası hep dikkatleri çekmiş ve çağlar boyunca stratejik  önemini korumuştur. Yekpare taştan meydana gelen  kalesi nedeniyle “Hısn Keyfa” adını almıştır. Ancak başka isimler de kullanıldığı bilinmektedir.


ANTİK DÖNEMDE HASANKEYF

Milattan önceki dönemlerde Hasankeyf’in ne gibi tarihi gelişmelere sahne olduğu, kimlerin burada hüküm sürdüğü tarihin karanlık sayfalarından biridir. Bu konuda yazılı herhangi bir kaynak bulunmamaktadır. İleride yapılacak arkeolojik çalışmalar bu konuya ışık tutacaktır. Yalnız Mezapotamya bölgesine hakim olan kavimlerin en gözde yerlerinden birinin Hasankeyf olduğunu söylemek mümkündür.

 

BİZANS DÖNEMİNDE HASANKEYF

Miladi ilk asırlarda Hasankeyf, Bizanslılarla Sasaniler arasında el değiştirmiş. Zaman zaman Bizanslıların zaman zaman da Sasaniler’in elinde kalmıştır. Miladi dördüncü asrın ortalarında Hasankeyf’e sağlam bir kale yapan Bizanslılar, hemen hemen burayı bir daha Sasaniler’e hiç kaptırmamışlardır. Bizansın hakimiyeti Müslümanların burayı elegeçirdiği 7. Asrın başlarına kadar sürmüştür.

 

İSLAM DÖNEMİNDE HASANKEYF

Müslümanlar burayı ikinci halife Hz.Ömer döneminde M.638. yılında fethettiler. Halifeler döneminin ardından sırası ile Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ve Osmanlılar buraya hakim oldu.

Hasankeyf, tarihi önemini Artuklular’ın M.S.1101 yılında buraya hakim olması ile kazandı. Bu tarihten itibaren o günkü ismi ile HISN KEYFA, ortaçağın önemli şehirlerinden biri oldu. 

Kuzeyden güneye kıvrılıp giden Dicle nehri üzerinde yer alması ve o günlerde ticaretin önemli bir kısmının nehir yoluyla yapılması nedeniyle Hasankeyf, ticaret ve ekonomik olarak da gelişti.

Hasankeyf’i Artuklular’dan alan (M.1232) Eyyubi Kürtleri, henüz bölgeye tam hakim olamadan Moğol istilası ve harabiyeti ile karşılaştı. Bircok yerleşim yeri gibi burası da altüst oldu.

Kürt Eyyubiler, Moğol şokunu atlattıktan sonra 14. Asrın başlarından itibaren Hasankeyf’i yeniden imar etmeye başladı. Özellikle bugün Hasankeyf’te bulunan birçok eserde imzası bulunan Eyyubiler’in, Sultan Süleyman  zamanında bu imar faaliyeti zirveye ulaştı. Hasankeyf, Eyyubiler zamanında tarihinin en parlak dönemlerinden birini yaşadı.

Nihayet Osmanlılar’ın gücüne karşı direnemeyen, Safeviler’in baskıları ve iç hesaplaşmalarla iyice yıpranan Eyyubiler, 1515 yılında burayı Osmanlılar’a bıraktı. Bu tarihten itibaren şehir tarihi önemini kaybederek günümüze geldi. Ancak bütün ihmallere ve tabii tahribata rağmen birçok eseri günümüze ulaştırdı. Şimdi burada kısaca bu eserlerden bazılarına değinelim;

 

KALE

Kalenin eski çağlardan beri bir iskan yeri olarak kullanıldığı mağara yapılardan anlaşılmaktadır. Ancak kale olarak kullanılmaya başlanması Bizanslılar dönemine rastlamaktadır.

Yekpare taştan  olması nedeniyle çok korunaklı olması, üzerinde birkaç tarihi eserin olması, gizli yollarla nehre inilmesi ve kaleye çıkan yol üzerindeki zarif, muhteşem taş kapısıyla dikkatleri çekmektedir.

Kaleye doğudan merdivenli bir yolla ulaşılmaktadır. Bu yolun hemen başında bulunan oyma taşlardan yapılmış Eyyübilere ait olduğu üzerindeki kitabeden anlaşılmaktadır. Bu yolun üst tarafında da kısmen harap olmuş diğer bir kapı yer almaktadır.

Kalenin kuzeydoğu ucunda dev bir kule gibi yükselen Küçük Saray yer almaktadır. Ayrıca kalede Ulu Cami, Büyük Saray yer almaktadır. Bu eserlerle ilgili bilgi verilecektir.

Kalenin dikkate değer özelliklerinden biri de, gerek Artuklular gerekse Eyyübiler döneminde buraya su çıkarılmış olmasıdır. Asırlarca kale bu su ile hayat bulmuş. Bu suyun  kesildiği olağanüstü zamanlarda kalenin kuzeyinde yer alan merdivenli yollarla nehirden su alınmış.

Kalenin tarihlerde silah zoru ile ele geçirildiği yazılmıyor.

 

KÖPRÜ

Tarihi kaynaklarda köprünün 1116 tarihinde Artuklu Fahrettin Karaaslan tarafından yapıldığı yazılı. Ancak Hasankeyf  638 yılında Müslümanlarca fethedildiği  sırada bir köprüden bahsedilmektedir. Bu nedenle köprünün antik bir temel üzerinde yapılmış olması ihtimal dahilindedir.

Kemer açıklılkları itibariyle ortaçağda yapılan taş köprülerin en büyüğüdür. Ortadaki büyük  kemeri taşıyan iki orta ayağın arasındaki açıklık 40 metredir. Doğu ve batıdaki küçük kemerler dışındaki ortadaki büyük kemerler tamamen yıkılmış durumda.

Araştırmalara göre köprünün en büyük kemerin ortası ahşaptandı. Düşman şehre saldırdığı zaman bu ahşap kısım yerinden kaldırılır, düşmanın şehre girişi engellenirdi. Bu özellik köprünün ömrünü kısaltmış.

Köprünün önemli özelliklerinden biri de orta ayakları üzerinde yer alan ve on iki burcu simgelediği tahmin edilen figürlerdir. Bir ikisi dışında tahrip olmuş ve şekil olarak he ifade ettikleri anlaşılmaz hale gelmiştir. Köprünün ne zaman yıkıldığı da bilinmemektedir.

 

EL-RIZK CAMİİ

Dicle nehrinin doğusunda köprü ayağına yakın bir mevkide yer alır. Portal girişindeki kitabeden eserin, 1409 yılında Eyyubi  Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır.

Bugün camiden sadece minare sağlam kalmış. Kısmen yıkılmış portal giriş kapısında yer alan kitabenin altında bitkisel süsler arasında Allah’ın doksan dokuz ismi yazılmış. Camiin önemli özelliklerinden biri de cami minaresinin çift yollu olmasıdır.

 

SULTAN SÜLEYMAN CAMİİ

Minare şerefeden itibaren bilinmeyen bir tarihte yıkılmış. Minare, kuşaklara ayrılmış, kuşaklar farklı bitkisel süslerle bezenmiş.

 

KOÇ CAMİİ

Sultan Süleyman Camii doğusunda yer alır. Genel özelliklerinden, alçı süslemelerinden Eyyübiler’e ait olduğu tahmin edilmektedir. Yer yer sökülmesine rağmen Hasankeyf’te en canlı alçı süslemelere sahip bir eserdir. Kitabesi olmadığından kesin olarak kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

 

ZEYNEL BEY TÜRBESİ

Kısa bir süre Hasankeyf’te hakim olan Akkoyunlular’a ait tek eserdir. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Bey’e ait olduğu üzerindeki kitabeden anlaşılmaktadır.

 

KALEDEKİ ULU CAMİ

Eyyubiler’in Hasankeyf’teki ilk eseridir. 1325 yılında bir kilise kalıntısı üzerine inşa edilmiş. Yapı gibi minaresi de genellikle moloz taşlardan yapılmıştır. Minarenin kuzeyinde bulunan alçı süsleme ve kitabe dikkate değer. Cami minberinden günümüze ulaşan ahşap kitabe, yazısı ve oyma süsleri ile günümüze ulaşan nadir parçalardardan biridir.

 

KÜÇÜK SARAY

Kalenin kuzey-doğu ucunda bulunmaktadır. Saray, aşağıdan itibaren yontulmuş kaya kütlesi üzerinde inşa edilmiş. Eyyubilerin Hasankeyf’teki ilk eserlerinden biridir.
Kuzeye bakan cephedeki pencerenin üstünde iki aslan kabartması, bu kabartmaların ortasında kufi levhalar yer almaktadır. Sarayın kuzey ve batı cephelerinde alçı süslemelerin izlerine rastlamaktadır.

 

BÜYÜK SARAY

Kalenin kuzeyinde Ulu Camiinin altında yer almaktadır. Büyük ölçüde yıkılmış ve göçükler altında kalmıştır. Yapının en önemli özelliği, binadan bağımsız, giriş kapısının karşısında diktörtgen bir kulenin yükseliyor olmasıdır. Burası kesme taşlardan örülmüş, köprüden olduğu gibi taşlar madeni kromplarla birbirine kenetlenmiştir. Burasının gözetleme kulesi veya yıldırımlık görevi gördüğü tahmin ediliyor.

 

NOT:M. MASUM SÜER SİTESİNDEN ALINTIDIR
Logged
10 Şubat 2007 06:32:05
revolver
U.Ü. üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 394



« Yanıtla #2 : 10 Şubat 2007 06:32:05 »

benim cidden gitmek istediğim yerlerden biri hasankeyf giden varsa biraz bahsedebili umarım..
Logged
10 Şubat 2007 06:40:00
revolver
U.Ü. üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 394



« Yanıtla #3 : 10 Şubat 2007 06:40:00 »

OLYMPOS caretta caretta kaplumbağaların yumurta bırakmaya geldikleri ender sahillerden biri. Bu nedenle sahilde ateş yakmak yasak. Birkaç çardaklı kır lokantası haricinde bakirliğini sürdüren kumsalda kaplumbağa yumurta yuvaları metal kafeslerle korunuyor.



Olympos Hellenistik Devir'de kurulmuştur. M.Ö. 100'de Lykia birliğinin önde gelen ve üç oy hakkına sahip altı şehrinden birisi olmuştur. M.Ö. 78'de Roma komutanı Servilius Isaurieus Olympos'u korsanlardan temizleyerek şehri Roma topraklarına katmış, Roma dönemi sırasında hemen yakınındaki tabii gazların yandığı Çıralı'daki Demirci tanrı Hephaistos kültü ile büyük bir ün sahibi olmuştur. Venedik,Ceneviz ve Rodos şövalyelerinin Akdeniz'de cirit attığı Orta Çağ'da şehir biraz hareketlenmiş ise de Osmanlıların deniz üstünlüğünü kurmalarından sonra iyice önemini kaybetmiş ve XV. yüzyılda terk edilmiştir.

Olympos, içinden geçtiği dereciğin iki yanına yayılmıştır. Kumsaldan da görülen ve mezarların üzerinde bulunan yüksek tepe Olympos'un akropolüdür. Üzerindeki yapı kalıntıları ise Orta Çağ'da bir kale şekline sokulan surlara aittir. Bu tepeden bakıldığında Venedik misali ırmağın güzel görüntüsünü seyredebilirsiniz. Irmak, kenarlarına yapılan poligonal teknikteki duvarlarla kanal haline sokulmuş, bugün de izlerini gördüğümüz köprü ile iki yaka birleştirilmiştir.Nehrin karşı tarafında hemen kıyıda görülen pencereliyapı şehrin hamam kalıntılarıdır. Olympos'un bu kıyısına nehrin üzerindeki iri taşlara basarak geçilebilir. Burada çalılıklardan çok zor gezilebilen Olympos'un tiyatrosu bulunur. Tiyatronun tonozlu paradosları, orkestraya ve çevreye dağılmış süslü kapı ve niş parçaları burada tipik bir Roma Devri tiyatrosunun bulunduğunu gösterir. Tiyatro ile deniz arasında Bizans Çağı bazilikası ve suru ile nehrin kenarındaki hamam kalıntılarıdır.
     
Olympos SIT alanı kapsamında olduğu için antik alan ve çevresinde yapılaşma yasaktır. Konaklama ağaç evlerde yapılır. Burası gezgincilerin en önemli durağıdır. Ayrıca bölge yakınlarındaki Beydağları Olympos Milli Parkı da dağcılıkla ilgilenenler için ideal bir bölgedir.

ÇIRALI. Olimpos'un kuzeyinde yer alan Çıralı Plajı'nın yamaçlarında yaklaşık 300 m. yükseklikte, Yanartaş yer alır. Mitolojiye göre Likya'lı Kahraman Bellerophon kanatlı atı Pegasos'un sırtında ağzından ateş püskürten canavar Kimera ile savaşmış ve onu burada öldürmüştür. Yöresel inanışa göre canavarın ağzından çıkan ateş bugün hala yanmaktadır. Kutsal alan olarak yorumlanmış olan bu yörede Romalılar ve Bizanslılardan kalma yapılar bulunur. Burada yeryüzüne çıkan doğal gaz, havanın oksijeniyle birleşerek, antik devirlerden beri yanmaktadır



Olimpos'da konakladığınız her yerde yiyebileceğiniz yemekler oldukça leziz ve doyurucu.

Bunun dışında akternatif arayanlar için Olimpos sahilinde ve Çıralı yerleşim merkezinde sahil lokantaları, çardaklar, bahçeli fast-food cafeler bulunuyor.

Deniz ürünleri tercih edenler, Hobbit Evi ve Sahil Restoranda çeşitli deniz ürünlerini, alabalık, güveçte kalamar yahnisi, et çeşitleri, zeytinyağlıları tadabilirler.



Olympos, Kemer ile Adrasan arasında. Ulupınar'a kadar sahil yolu izleniyor. Ulupınar yol ayrımında Olympos levhasını göreceksiniz. Minibüslerle de Olympos sapağına kadar ulaşmak mümkün.Bu sapakta taksi bulabiliyorsunuz. Eğer yaz aylarında giderseniz Olympos'a minibüsler çalışıyor.


not:www.tatilium.com sitesinden alıntıdır..
« Son Düzenleme: 10 Şubat 2007 10:00:08 Gönderen: revolver » Logged
10 Şubat 2007 06:46:01
revolver
U.Ü. üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 394



« Yanıtla #4 : 10 Şubat 2007 06:46:01 »

olimposs her sene gittiğim geldikten sonra birdahaki seneyi iple çektiğim Antalya'nın Kumluca beldesine bağlı doğal dokusu bozulmamış antik olimpos şehri ve doğa....konaklama ektede belirttiğim ağaç evlerde gerçekleşiyor...sahile her gün küçük bir yürüyüş ardından ulaşılıyor..geceleri sahile yürünmesi şiddetle tavsiye edilir..gerçekten dinlenebileceğiniz ve eğlenebileceğiniz bir tatil için çok uygun bir yer...fiyatlarda gayet uygun..tatil için mükemmel bir yer..seviyorum özetle..Göz kırpan
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Bu Sitedeki Ozel Mesajlar PmSpy 1.2.0 Ile Denetlenmektedir
Joomla Bridge by JoomlaHacks.com

DESİGN By tsira
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 2.443 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu